Cts19052012

Geri Buradasınız: Anasayfa Anasayfa YAZARLARIMIZ Çiğdem TAŞEZEN

Çiğdem TAŞEZEN

Çiğdem TAŞEZEN Profesyonel Mediatör, Eğitmen, Refleksolog ve Tıbbi Masaj Uzmanı
İlk ve orta öğrenimini Almanya’nın Erlangen kentinde tamamlamıştır. Anadolu Üniversitesinde Lisans eğitimini iktisatçı olarak bitirdikten sonra Yeditepe Üniversitesinde İngilizce İşletme Yüksek Lisans derecesi almıştır.
İş hayatına 1986 yılında Yemen Hava Yollarında Türkiye Müdürü Asistanı olarak başladıktan sonra 1987 yılında sanayi sektörüne geçmiş olup 1999 yılı sonuna kadar orta ve üst düzey yöneticisi olarak çalışmıştır.
1998 yılında Psikolog Birsen Özkan’dan Etkili İletişim Eğitimi almıştır. 1999-2001 yılları arası, İleri Meditasyon teknikleri öğrenmiştir. 2001 yılından itibaren kendi İnsan Kaynakları şirketini kurup kurumsal bazda seçme ve yerleştirme alanında çalışmalarını sürdürmüştür.
Mustafa Kartal’dan Nefes Teknikleri Eğitimi, Psikolog Adalet Bağdu’dan NLP eğitimi, Vivet Alevi’den (Marshall Rosenberg) Şiddetsiz iletişim eğtimi almıştır.
2006 yılında profesyonel iş hayatına nokta koyup, kendisini çocuk eğitimine adamıştır.
I.N.M.I.T Türkiye’den ve L’Academia Arete-Alegal’den ‘Profesyonel Mediatörlük’ Sertifikaları almış ve mediatör olarak çalışmalarını sürdürmüştür. Çocuklara olan sevgisi ve ‘Ağaç yaşken eğilir’ deyiminden yola çıkarak Okul mediasyonuna (akran arabuluculuğu) yönelmiştir. Amerika da ki okul mediasyon uygulamalarını inceleyip Türkiye için bir okul mediasyonu programı geliştirmiştir.
Çocuklarına olan düşkünlüğü onu ayrıca medikal masaja yöneltmiştir. Atipik otizm ve hiperaktivite ve dikkat eksikliği teşhisi konan oğluna yapılan masajın ( refleksoloji masajı) son derece olumlu etkilerini gördükten sonra profesyonel masaj uzmanlığı eğitimi almıştır. Türkiye deki eğitim ile yetinmeyip Amerika’da ‘tetik nokta terapisi’ öğrenmiştir.
Uzmanlık alanı tetik nokta terapisi ve klinik refleksoloji olan Çiğdem Taşezen, evli ve ikiz çocuk annesidir.
Çiğdem TAŞEZEN - E-Posta - Facebook - Twitter

Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi ‘Yağ tüketimini azaltın’ mesajının doğru olmadığı aşikar. 1990’larda bilim insanları bazı tip yağları ılımlı miktarda tüketmenin koruyucu olabileceğine dikkat çekmeye başladılar. Bu fikir ilk olarak Minnesota Üniversitesi’nde görevli Dr. Ancel Keys tarafından ‘’Yedi Ülkede Yapılan Çalışma’’ raporunda ortaya atılmıştı.

1958-1970 yılları arasında Keys, yedi ülkede (ABD, Japonya, Yunanistan, İtalya, Hollanda, Finlandiya ve Yugoslavya) 18 bölgede, 40-59 yaşları arasındaki kişileri araştırdı. Çalışma diyetlere, (kan kolesterol seviyeleri ve kan basıncı gib) hastalık risklerine ve hastalık oranlarına odaklanmıştı. İlk olarak diyet ve hastalık sonuçları arasındaki ilişki farklı popülasyonlarda araştırılıyordu. Bu çalışma çok önemliydi zira besin tüketiminin koroner kalp hastalığıyla ilişkisinin derecesini gösteriyordu. Ama sonuç, bol miktarda yağ tüketiminin kalp hastalığındaki risk artışıyla alakalı olmadığını gösteriyordu.

Diyetsel yağ önemli bir enerji kaynağıdır. Hücre zarlarının ve bazı hormonların üretiminde kullanılan yağlar kan basıncının, kalp hızının, kan damarlarının daralmasının, kan pıhtılaşmasının ve sinir sisteminin düzenlenmesinde önemli role sahiptir. Diyetsel yağlar A,D, E ve K vitaminlerinin emilmesine yardımcıdır. Ancak her yağ aynı değildir. Eğer yanlış yağlar bol miktarda tüketirsek, sağlığımızı tehlikeye atarız. Ancak neye bakacağınızı bilmiyorsanız, iyi yağlarla kötü yağları ayırt etmek pek kolay değildir.
SAĞLIKLI YAĞLAR
 Tekli doymamış yağ (MUFA) oda sıcaklığında sıvı ancak buzdolabında donmaya başlayabilir. Zeytinyağı örnek olarak gösterilebilir.
 Çoklu doymamış yağ oda sıcaklığında da buzdolabında da sıvı haldedir. Çoklu doymamış yağlar açısından zengin yiyecekler, aspir yağı, mısır yağı, ayçiçeği yağı ve soya yağı gibi bitkisel yağlardır.
 Omega3 yağ asitleri aşırı derecede sağlıklı olan çoklu doymamış yağ tipidir ve genellikle somon, uskumru ve lüfer gibi bol yağlı balıklarda bulunur. Haftada iki kez balık, ceviz, keten tohumu, keten yağı tüketirseniz, omega3 yağ asitlerini yeterince almış olursunuz.

Karın yağlarımızdan kurtulabilirsiniz!
Birçok insan gibi bende, son 4-5 yılda beslenme alışkanlıklarımın bozulması sonucunda, kilo aldım. Karnımın etrafındaki yağ tabakası adeta bir çember görünümünü aldı. Çok sevdiğim jeanlerimi ve belimin inceliğini ortaya çıkaran canım elbiselerimi giyemez oldum. Bu durum beni hem çok mutsuz hem de güvensiz yapmaya başlamıştı. Derken, bir gün Kadıköy deki kitapçıları dolaşırken, hayatımı değiştirecek bir kitaba rastladım. ‘Düz Bir Karın İnce Bir Bel’ adlı bu kitap 32 günde 7 kilo vermekten ve 15 cm incelmekten bahsediyordu. Tanrım bu gerçekten mümkün müydü acaba? Kitabı aldım ve hemen uygulamaya başladım. Diyete başlamadan önce 4 günlük bir’ Karın şişkinlik giderme programı’ öneriliyordu. Bu program çerçevesinde bir diyet listesi verilmişti ve harfiyen uyulması söyleniyordu. Hemen markete gidip gerekli malzemeleri aldım ve ertesi gün şişkinlik giderme programını uygulamaya başladım. Mucize gibiydi; dört günün sonunda şişkinlikten eser kalmamıştı ve bir haftanın sonunda iki kilo gitmişti. Yaşasın artık yağlarımdan kurtulacaktım. Üstelikte hiç aç kalmadan .

Merhaba,

Bugün sizlere ‘Masaj ile gelen Sağlık’ adlı yazı dizimin 10. Bölümü olan Şiatsu Masajından bahsedeceğim. Şiatsu, Japon kökenli bir kelime olup ‘parmak basıncı‘ anlamına gelmektedir.
Şiatsu sağlıklı olmak, sağlıklı kalmak ve birçok hastalığı iyileştirmek için ellerle, parmaklarla yapılan bir masaj uygulamasıdır. Şiatsu yorgunluğu dinlenmişliğe dönüştürür, şiatsu’yla insan kendini daha güçlü, daha canlı hisseder, bedendeki kendi kendini iyileştirme gücü harekete geçirilmiş olur. Bütün bunları gerçekleştirmek için bedendeki duyarlı noktalara ellerle, parmaklarla bastırmak yeterlidir. Ellerin, parmakların beden üzerinde dolaştırılması bir yandan da dokunuşların okşayıcı sıcaklığını birlikte getirir. Şu koşturmalı, telaşlı şehir yaşamı içinde stres’e neden olacak ve hem bedende hem zihinde yorgunluklara yol açacak o kadar çok şey varken ve hekimliğin giderek hasta organların tedavisinde uzmanlaşıp son derece teknik bir uygulamaya dönüştüğü günümüzde bu okşayıcı dokunuşlara olan ihtiyaç daha da büyümüştür. Hatta günümüzde çocuklara bile, onları hem bedensel hem ruhsal bakımdan yıpratacak, yorgunluğa itecek yoğun bir çalışma programı zorlamaktadır. Çok sayıda insan yaşam hızının sağlıklarına verebileceği olumsuz etkilerden kaygı duyuyor.Yazık ki onların bu kaygılarına çözüm getirebilecek kolay bir yöntem yok. Ama şiatsu bedenimizin farkında, duyarlığında olmanın ve bedenimizdeki olumsuzlukları gidermenin, ya da şöyle diyelim, kendi sağlığınızı ‘kendi ellerinizin, parmaklarınızın’ yardımıyla düzeltmenin yolunu bulmanızı sağlayacaktır.

Sayfa 1 / 4